success closed Loading...

Gereken itinayla yapılır...

Ekrem Kızıltaş | Makale sayı 5

datetime19.03.2018 12:54 visitor

Zeytin Dalı Harekatı dün, yani 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi'nin 103. Yıldönümünde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu'nun Afrin'e girmesiyle zaferle neticelendi.
Afrin tek başına çok şey ifade etmiyor gibi gözükse de, Münbiç ve Fırat'ın doğusu ile beraber düşünüldüğünde, oldukça önemli bir yer. Dolayısıyla Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı ile yapmak istediği, bugünümüz ve geleceğimiz açısından oldukça önemliydi.
ABD ile işbirliği halindeki teröristlerin, Afrin'i Münbiç ve Fırat'ın doğusundaki kanton adını verdikleri diğer yerlerle birleştirip sonra da bir şekilde Akdeniz'e ulaşmayı hesapladıklarını biliyoruz.
2012'den itibaren adım adım uygulamaya konulmak istenen bu planın, 15 Temmuz öncesi TSK'ya sızmış olan hainler tarafından da desteklendiği, bilinen hususlardan.
Bu süreçte Gezi Olayları'nın, 17-25 Aralık yargı ve emniyet kanalıyla darbe girişiminin ve tabii 15 Temmuz'un da, başka bazı hedefler yanında, Türkiye'de Suriye'nin kuzeyinde kurulacak bir terör devleti plana razı olabilecek bir yönetim oluşturabilmek için tezgahlandığını söyleyebiliriz.
15 Temmuz muhteşem şahlanışının yanında, Fırat Kalkanı'nın ve Zeytin Dalı Harekatı'nın da Çanakkale Ruhu'nu hatırlatması, işte bu yüzden.
Çanakkale Deniz Zaferi, Osmanlı'yı teslime zorlamak için Kasım 1914'te Çanakkale önlerine gelen İtilaf donanmasının 18 Mart 1915'te kalkıştığı nihai saldırının püskürtülmesi ile kazanılmıştı.
İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan Birleşik Filo, en önemli zırhlıları denizin dibini boylayıp, bazıları da ağır yara alınca, geri çekilmek zorunda kalmıştı.
Çanakkale geçilmedi, geçilmez!...
Çanakkale Deniz Zaferi'ni, İtilaf Devletleri'nin 25 Nisan 1915'teki çıkarma harekatı ile başlayan Çanakkale Kara Savaşı izlemiş ve artık bitti zannedilen Osmanlı, muhteşem bir zafere daha imza atarak İtilaf ordusunu yenilgiye uğratmıştı.
Osmanlı'yı tek ve kesin bir darbeyle teslime zorlamak için kalkışılan girişimin, arzu edildiği gibi gerçekleşmemesi, 'Çanakkale Geçilmez' sözünün kaynağıdır. Eğer 1915'te Çanakkale geçilebilmiş olsaydı Osmanlı topraklarının fiili olarak işgal edileceği açıktı. Bu da ve aynı dönemde fiili olarak işgal edilen bölge ülkeleri gibi Türkiye'nin bağımsızlığının da belki çok sonralara kalabileceğinin göstergesi...
Dolayısıyla 'Çanakkale Geçilmez' sözünün, sonradan gerçekleşen yenilgi ve bazı bölgelerde yaşanan işgaller sebebiyle geçersiz olduğunu söyleyenlerin, fiili işgalin 'mütareke şartlarına uyulup uyulmadığını denetlemek' bahanesiyle yapılan geçici işgallerle aynı olmadığını unutmamaları gerekir.
1915'te dünyanın hemen her tarafındaki sömürgelerinden topladıkları askerlerle Osmanlı'nın üzerine yüklenmişlerdi. Şimdi ise yine değişik ülkelerden topladıkları teröristlerle, sınırımızda bir terör koridoru oluşturmaya ve Akdeniz'e ulaştırmaya çalışıyorlar.
1915'te başlangıçta İngiltere, Fransa ve Rusya'dan oluşan İtilaf (Anlaşma) devletleri, İngiliz ve Fransız sömürgelerinden devşirilen Müslüman askerleri güya 'Halifeyi kurtarma' yalanıyla Çanakkale önlerine getirmişlerdi.
Şimdilerde de, ABD'nin bölgedeki birçok akılsızı kendilerine bir devlet kurduracakları, dışarıdan getirdikleri lejyonerleri de para ile kandırıp sınırlarımıza sürmesi olayıyla karşı karşıyayız.
Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile altı kuvvetlice çizilen Türkiye'nin kararlılığı, birilerini Münbiç ve Fırat'ın doğusu ile ilgili hesaplarını ülkemizin istediği şekilde revize etmeye mecbur bıraktı...
Gerekeni yapmazlarsa, Türkiye'nin gerekeni itina ile yapacağını biliyorlar çünkü...